mutluluk dedikleri hayatın nüktesiymiş
tövbeleri dilime çakıp da gidiyorum
ayrılık; yaşar iken yüreğin sektesiymiş
geceye kasvet gibi çöküp de gidiyorum
meğer hepsi yalanmış, vefa dolu bakışın
zemheri saatlerde kollarıma akışın
masum bir ihtirasla bedenimi yakışın
gözümden son bulutu döküp de gidiyorum
metruk gecelerimde, dilsiz hezeyanımda
üryan mırıltılarda, kadere isyanımda
her secdemde duaydın, sen vardın dört yanımda
içimdeki mabedi yıkıp da gidiyorum
suçu yok takvimlerin, ayların, mevsimlerin
dile gelse konuşsa mektubun, resimlerin
hicap duyuyor sana verdiğim isimlerin
sen kokan günlerimi yakıp da gidiyorum
ister "kader, yazgı" de, istersen masal olsun
hükümranlığın bende ebediyen son bulsun
pişmanlığın izleri yer ile yeksan kalsın
kabaran yumruğumu sıkıp da gidiyorum
yağmur olup yağsan da iflah olmaz ardağın
yıkılmış tahtırevan, diken dolu çardağın
kıble sanıp döndüğüm iki yalan dudağın
lekesini alnımdan söküp de gidiyorum
Şafak Yolcu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder