10 Ekim 2014 Cuma

biraz deprem..

gözlerini annenden almıştın..  

gözlerin ki iki ufak, iki yeşil su birikintisi gibi hep çukura kaçardı.. yaşadığın ve gizlemeye çalıştığın tüm acılar beyaz, saydam teninin ardından yardım istercesine bana bakardı.. sen görmezdin senin acılarınla konuştuğumu.. bense en az ortak sevinçlerimiz kadar benimsemiştim ortak acılarımızı..

babanın anneni dövdüğü akşamlar hiç çıkmadı aklımdan.. onun gök gürültüsünü andıran sesi ve annenin tiz haykırışları apartmanın boşluğunda yankılanırdı.. gündüzleri oturup sohbet ettiğimiz merdiven basamaklarından ağlayarak, koşarak inerdi hırpalanmış bedeniyle annen.. çığlıkları kulağımda kurşun gibi patlardı.. ve bütün daireler gecenin bir vaktinde, aynı mahşer yerine öfke ve isyanla kapılarını açardı.. eminim ki herkesin aklından geçen şey benimkiyle aynıydı.. “git canını kurtar, bırak artık bu ayyaş, bu iflah olmaz adamı” ve fakat her seferinde can havliyle kaçtığı yuvasına geri dönerdi annen, çaresiz bir teslimiyet içinde.. ta o zamanlarda bile aklım eriyordu.. biliyordum ki bunu sadece ve sadece sizin için yapıyordu..

çocuk aklı işte.. seni ve anneni bu cehennemden korumak için babanın apartmana girişini yasaklamak gibi anarşist fikirlerim de olmuştu.. sana hiç itiraf etmedim ama o akşamlar bütün iyi niyetlerimin infazı olurdu.. dedim ya; çocuktuk henüz ve her şeyin güzel olacağına inandırılmıştık bir kez..  heyhat, ne dünya güzelleşti, ne sancılar yitti.. sadece biz büyüdük; ayrı coğrafyalarda, öyle can hıraş, öyle tez..

şimdi düşünüyorum da sandığımdan daha derine kazınmış izlerin.. acısı eskimemiş gözlerini yeniden görmek işte böyle bir duygu karmaşası.. çocukluğumun kaldığı o apartman, biraz deprem, biraz vicdan hesaplaşması..

şimdi selam olsun sana; büyümüş ama hala çocuk kalmış böğrümden ve gülüşlerimizin çalındığı bir Pendik gecesinden..


15 Şubat 2014 Cumartesi

facebuk

Ayşe’ye layk, Ahmet’i dürt
Sosyal sosyal gaynaşıyom
Yatamam,  saat daha dört!
Facebukta paylaşıyom

Denizde taş sektirirken
Kafama saç ektirirken
Emarımı çektirirken
Facebukta paylaşıyom

Takipçi mi? Olur, tabi
Ekol olup çıktım gibi
Biraz Türkçe, az ecnebi
Facebukta paylaşıyom

Turşunun suyu azalmış
Ön bahçede sıçan ölmüş
Ankara’dan dayım gelmiş
Facebukta paylaşıyom

Profil resmi on yıllık
Hep artiz dolmuş ortalık
Ahan kışlık, ahan yazlık
Facebukta paylaşıyom

Etkinliğe davet aldım
Bodoslamasına daldım
Ceryan gitti, öksüz kaldım
Facebukta paylaşıyom

Tuvalette yer imi koy
Gün yetmiyor, oy babam oy!
Patladın mı, az bekle bey!
Facebukta paylaşıyom!

Şimdilik bana müsaade
Kek bekliyor tencerede
Size söz; kabarır ise
Facebukta paylaşıyom!


Şafak Yolcu 













10 Şubat 2014 Pazartesi

bir şarkı üzerine..

ve ansızın kapılır gidersiniz, daha önce hiç duymadığınız bir şarkının ezgisine.. göç eden tüm duygularınız geri dönmeye başlar, en tenha koyaklardan.. oysa en ufak bir tını bile yoktur şarkıya dair belleğinizde.. ne bir vuslat ne de bir veda canlanır gözünüzde.. sadece bir zamanlar müptelası olduğunuz bir çift el tarafından saplanmış ve asırlardır hareketsiz duran bir hançer yeniden kımıldamaya başlar en derininizde..

oysa kendinizi bile inandırmışsınızdır “keşke”lerinizin “ama”larınıza günün sonunda hep yenik düştüğüne.. çünkü daha önce her cephede gözleri bağlı savaşmış ve her seferinde mağlup terk etmiştir savaş alanını “keşke”leriniz.. eski bir döküm sobada küllerini bile tekrar tekrar yakmışsınızdır verilen tüm sözlerin, tövbeleri nakşederken dilinize.. çoktan taşlamışsınızdır bir zamanlar mabediniz olan gözleri, hüsran ertesi ellerinizle.. sonra o ela gözler gelir, karanlık odanızın tavanına bağdaş kurar yine..

yerçekimini reddeder gibi reddedersiniz bir zamanlar onu sevdiğinizi.. kim bilir, ağzınızı dayayıp ağzına, kaç elveda silmişsinizdir dudaklarından.. o ki nice kereler kasten ve isteyerek vurmuştur sadakati tam alnının çatından.. ve siz rus ruleti oynamışsınızdır bir şakaktan bir şakağa, gecelerin fecrinde.. ne onu ne de yokluğunu vurmayı başarmışsınızdır.. adı artık zehir, mazi zifiri bir mirastır size..

yine de ansızın kapılır gidersiniz, daha önce hiç duymadığınız bir şarkının ezgisine.. tek bir cümle dökülür dudaklarınızdan;

yine doğrultsa namluyu, ölürdüm yine..

25 Ekim 2013 Cuma

bıraktım hayatı, bildiği gibi geçsin;

ister merhaba, isterse elveda desin..

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Tekerrür

her gece üzerini açan mezarlarım var benim;
ikna edemem bir türlü cennete
Ethem ile Mehmet'i
Abdullah,
bir de Ali..

..

Roman yahut şiir; eğer bir aşkı yazmak istiyorsanız henüz aşkı yaşıyorken yazın.. aşk sancısı bittikten sonra yazacağınız her kelime okuyucuya finale dair ipuçları verecek ve de yavan olacaktır.. çünkü mutsuzluğun kokusu mutluluğun kokusundan çok daha kesiftir..

11 Mayıs 2013 Cumartesi

külle köz arasında hep bir ilişki vardır;
biri diğerinden arta kalandır..

7 Mayıs 2013 Salı

giderek..




giderek terk ediyor beni duygular 
daha az ışık saçıyorum şimdilerde
daha az bulut topluyor gözlerim
yağmuru döken kimdi,
kim söndürdü güneşi!
hiç sormuyorum..

giderek daha az direniyor gökyüzü
günbegün griye çalıyor renklerim
yılları götüren kim,
kim çoğalttı güzleri!
hiç saymıyorum..

giderek daha çok küsüyorum yüzüme
eskisi gibi çırpınmıyor denizlerim
beni güldüren kimdi!
kim sevdirdi közleri;
hiç anmıyorum..

giderek kıyam kokuyor sözlerim
gözlerim canhıraş bir cinnetin resmi
beni öldüren kimdi,
kim gömdü yüreğimi!
hiç bilmiyorum..

25 Nisan 2013 Perşembe

bazen

bir insanı tanımak için tek bir cümle söylemeniz ve kenara çekilip beklemeniz kafidir.. yüzünün badanasının ne tez döküldüğüne şaşar kalırsınız..

26 Mart 2013 Salı

küfürizmalar..

zulmettik de dilimize
demedi yine de
"ağam aşağı
paşam yukarı"

oysa niceleri kalkındı böyle;
emir aşağı, buyruk yukarı
onur aşağı, kuyruk yukarı!..

21 Şubat 2013 Perşembe

15 Ekim 2012 Pazartesi


artık hayatıma yeni girenler için temiz, beyaz birer sayfa falan açmıyorum.. hepsinin birer soytarı olduğunu varsayarak veriyorum ilk merhabamı.. aksini ispatlayanlarla yoluma devam ediyorum.. diğerlerine ise yol veriyorum..